Akıllı Tablet

BLOG

Türkiye’de Dijital Yayıncılığın Geleceği ve İstanbul Kitap Fuarı İzlenimleri

Her sene olduğu gibi bu sene de İstanbul Kitap Fuarı yoğun ilgi gördü. Her ne kadar gösterilen ilgi ve yoğunluk kitap fuarı konseptine çok uygun olmasa da insanların kitap almak için fuarı ziyaret etmesi sevindirici.

Dünyadaki diğer fuarlara baktığımızda―bunların en önemlisi ve en büyüğü Frankfurt Kitap Fuarı’dır―ziyaretçi ve yayınevi profilinin İstanbul Kitap Fuarı’ndan biraz farklı olduğunu söyleyebiliriz. Genellikle uluslararası fuarlarda yayınevleri, yazarlar veya diğer yayınevleriyle telif anlaşmaları yaparlar. Fuarlar da bu anlaşmalara zemin hazırlayacak şekilde düzenlenir. Fakat İstanbul Kitap Fuarı’nın bu anlamda çok yetersiz olduğunu görüyoruz. İstanbul Kitap Fuarı’nı dev bir “ucuz kitap dükkânı” olarak görmek mümkün. Hal böyle olunca elinde listeyle gelen kitapseverlerin stantlar arasında gezindiğine ve listesindeki kitapları satın aldığına şahit oluyoruz. Bunun dışında (illüstrasyon ve sergi alanındaki muhteşem sanat eserlerini saymazsak) fuarın ziyaretçiye ucuz kitap dışında sunmuş olduğu bir değer yok denecek kadar az.

İşin bir diğer boyutu da dijital yayıncılık alanındaki gelişmeler. Kitap fuarları, yayınevlerinin geliştirdikleri ürünleri ve yeni kitapları büyük kitlelere gösterebilecekleri ender yerlerden. Dijital yayıncılığın da tanıtılabileceği en önemli alanlardan biridir fuarlar. Fakat İstanbul Kitap Fuarı’nda bu tanıtım tarafı eksik kaldı. Mesela, Amerika ve İngiltere’de ciddi bir ekonomi haline gelmiş olan dijital yayıncılık, Türkiye’de maalesef gelişmemiş durumda. Bunu kitap fuarında gözlemlemek mümkün. TTNET Kitap, Timaş iKitap ve Akıllı Tablet dışında dijital yayıncılık alanında her hangi bir tanıtım ve çalışma yoktu fuarda. Fuarın “ucuz kitap dükkânı” konsepti de bu çalışmaların daha iyi tanıtılmasını engelledi diyebiliriz. Dolayısıyla dijital yayıncılık alanında kendini gösteren gelişmeler (her ne kadar az olsa da) İstanbul Kitap Fuarı’nın yanlış oluşturulmuş konseptine kurban gitti diyebiliriz.

Bu noktada yayınevlerinin de dijital yayıncılık konusundaki vizyonunu genişletmesi gerekiyor. Örneğin dünyaca ünlü Newsweek dergisinin artık basılmayacağı ve dijitale kaydığını geçtiğimiz aylarda öğrendik. Bununla birlikte birçok yabancı medya da dijital hazırlıklarını hızlandırmış durumda. Çünkü yakın zamanda onları da basılı göremeyeceğiz (New York Times bunlardan sadece biri). Ülkemizde ise durum maalesef biraz farklı. Gazetelerin, kitapların veya dergilerin “dostlar alışverişte görsün” mantığıyla dijitalize edildiğini görüyoruz. Bu sürecin bir vizyondan ziyade “bu da olsun” mantığıyla işlediğine şahit oluyoruz. Bu durum da―ister istemez―okuyucu kitlesini etkiliyor. Tabi ki vizyon sahibi, dünyayı takip eden ve buna göre altyapısını hazırlayan yayınevleri ve medya organları var fakat yetersiz.

Örneğin çocuk kitapları için dijital yayıncılık biçilmiş kaftan diyebiliriz. Öğrenme sürecinde çocukları 2 boyutlu (yazı veya resim) nesnelerle muhatap etmek yerine daha etkileşimli, çocuğun yaratıcılığını geliştirdiği ve keşfetmeyi öğrenebileceği dijital ve zengin kitaplar hazırlamak daha uygun. Veya eğitim içeriklerini dijital ortama aktarmak ve çocukların öğrenme sürecine katkı sağlamak dijital yayıncılığın sağlayacağı önemli bir katkı olacaktır. Kaldı ki Fatih Projesi’nin de bu vizyon ile hareket ettiğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak İstanbul Kitap Fuarı dijital yayıncılık anlamında kötü bir tecrübe verdi. Dünyadaki diğer fuarlarla kıyaslandığında İstanbul Kitap Fuarı amaca daha az hizmet ediyor. Organizatörlerin fuar düzenini, saatleri ve günleri tekrar gözden geçirip B2B iletişimine imkan verir hale getirmesi gerekir. Bununla birlikte yayınevlerinin dünyayı daha yakından takip edip AR-GE departmanlarına yatırım yapmaları gerekir ki dijital yayıncılık gelişebilsin.